Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Az Bulutlu

Bir insan

18.05.2018
41
A+
A-
Bir insan

Değerli kardeşimiz,

Bir mütefennin demiş:
“Elimde yeteri kadar bir kaldıraç kuvveti olsa, yer küresini yerinden oynatırım.”

Kanaatimizce her mütedeyyin kişi de şunu diyebilmelidir:
“Kalbimde yeteri kadar iman bulsam, yerküresi kadar büyük sıkıntıları yerinden oynatırım.”

Bu konuda sözü fazla felsefî boyutlarıyla uzatmadan, birkaç madde halinde bazı kaldıraçları göstermekte fayda görüyoruz:

– Her şeyden önce “sapık düşünceyi” iyi teşhis etmek gerekir. Bu, gerçekten akıl  ve beynimizden çıkan bir sorun mu? Yoksa zihnimizden gelip geçen hayal ve tasavvurlar mıdır? Bilindiği gibi, dile dökülmeden içten tasavvur edilen bir sövgü, gerçek sövmeyi ifade etmediği gibi, küfrün tasavvuru da küfür değildir. Bir cam vazo içerisindeki bir yılanın -elimiz vazoya dokunsa bile- ısırması söz konusu olmadığı gibi, hayal ve tasavvur akranında beliren küfür ve sapıklık yılanı da sahibini ısıramaz.

– Şayet söz konusu sapık düşüncenin bir tasavvur değil, gerçek bir hastalık olduğuna karar verirsek, bu takdirde bunun kaynağını bulmamız gerekir ki, ona göre tedavi edebilelim.

– Denilebilir ki, bu gibi şüphelerin, sapık düşünce akımlarının kaynağı cehalettir. Öyleyse, bunu tedavi etmek gerekir. İman konusunda ve bu gibi şüpheleri izale etme hususunda, asrımızda birinci kaynak Risale-i Nur Külliyatı olduğunu, onu okuyan binlerce ilim adamı tasdik etmektedir.

Bir nezleden ötürü doktora baş vurmayı gerekli gören bu asrın insanının, ebedî hayatını mahvına çalışan pozitivist ve materyalist felsefe akımlarının meydana getirdiği değişik dalalet/sapıklık hastalığından ötürü bilge-doktora müracaat etmemek büyük bir gaflettir. Bu doktor kitaplar olduğu gibi, bizzat bilgisine güvendiğimiz kişiler de olabilir.

– Bir yandan ilgili manevî hekimlere baş vururken, diğer taraftan da bu şüphelerden kurtarması için Allah’a yalvarmak lazımdır. Allah, insanların herhangi bir konuda samimiyetini ölçmek için, onun o konudaki ısrarını, ciddiyetini test eder. Bu sebeple “Yakarışlarıma, yalvarışlarıma bir karşılık göremedim.” deyip acele etmemek gerekir.

– Şayet bu sapkınlık, inançla ilgili değil de günahlarla ilgili bir sorun ise, bunun ilacı, imanı güçlendirmek, dünyanın bir dakikalık haram bir zevkinin neticesi yıllarca vicdan azabı duymak olduğunu bilmek, ölüm gerçeğini, dünyanın faniliğini, ahiretin hesabını sık sık hatırlamaktır. Kötü çevreyi iyi çevreyle değiştirmek, tövbe edip Allah’tan bağışlanmayı dilemek, özellikle beş vakit namazı vaktinde -mümkünse cemaatle- kılmak, yanlıştan doğruya götüren bir kavşak olarak düşünülebilir.

ETİKETLER:
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.