Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Sisli

BEDİR SAVAŞI GERÇEKLERİ

15.05.2020
127
A+
A-
BEDİR SAVAŞI GERÇEKLERİ

BEDİR SAVAŞI GERÇEKLERİ

Müslümanların Mekkeli müşriklerin ordusuna karşı kazandığı ilk savaş olan, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde çokça anlatılan ama içeriği hakkında fazla bilgi verilmeyen Bedir Savaşı’nı tarafsız bir biçimde incelemeye ne dersiniz? İyi okumalar…

BEDİR KASABASININ O ZAMANDA YAŞAMIŞ OLAN ARAPLAR İÇİN ÖNEMİ NEDİR?

Öncelikle bu kasabanın nerede bulunduğundan söz etmek gerekirse; Medine şehrinin yüz veya yüz elli metre güneybatısında, Kızıldeniz sahil çizgisinin ise otuz kilometre doğusunda bulunan küçük bir kasaba olduğunu mutlaka söylemek gerekir.

Çok az bir nüfusa, tarıma veya deve hayvancılığına oldukça elverişsiz, kuru topraklara sahip olan bu fakir ve küçük kasabada yalnızca birkaç kuyu bulunuyordu. Genellikle tüccarların yoldan geçerken uğradığı ve bir süre dinlenerek yolculuğun geri kalanına hazırlandığı bu kasaba, Mekke ile Suriye bölgeleri arasındaki ticaret ve kervan yollarının tam merkezindeydi.

Ünlü ve çok zengin olan müşrik tüccarların yaşamakta olduğu Mekke şehrinden, mallarını satmak ya da başka mallar ve köleler satın almak için Medine’ye gidenler mutlaka buradan geçmek zorunda kalıyorlardı. Medine de oldukça önemli bir ticaret hacmine sahipti. Özellikle birçok kuru meyve ve deve türleri Medine’de en çok satılan şeylerin başındaydı. Medine’den sonra ise, hala satamadığı malları olan tüccarlar Suriye’ye doğru ilerliyorlardı. Roma İmparatorluğu’nun çok önemli bir bölgesi olan Suriye ve etrafı, Anadolu topraklarıyla beraber oldukça verimli ve güzel bir bölgeyi oluşturuyordu. Hatta Arap Yarımadası’nın en verimli ve tarım için en müsait bölgesi olduğu da söylenebilir.

Suriye’ye mallarını götüren ve oradan da Arap panayırlarında bulunamayacak özel ürünler satın alan tüccarlar da genellikle Mekke’nin zenginleri oluyordu.

BU SAVAŞI KİM BAŞLATTI? SAVAŞIN SEBEBİ NEYDİ? BU SAVAŞ BİR SAVUNMA SAVAŞI MIYDI?

Başlıktaki önemli soruların cevaplarını doğru dürüst bir biçimde incelemeye devam edelim… Böylece, sadece “savunma savaşı” olduğu iddia edilen “cihat” kavramının saldırı savaşı anlamına geldiğini de görmüş olalım.

Hz. Muhammed, 622 yılında sahabeler ile birlikte Mekke’yi terk edip Medine şehrine yerleşmişti ve İslam dinini orada yaymak için uğraşıyordu. Hz. Muhammed’i ve onun  yanında Medine’ye hicret etmiş olan sahabeleri oldukça iyi niyetle karşılayan ve misafir eden Medine halkı (Ensar topluluğu), Hz. Muhammed’e güven veriyordu.

Mekkeli müşriklerin çoğunun zengin, soylu ve zeki tüccarlar olduğunu bilen Hz. Muhammed, Mekkelilere ait olan kervanların ne kadar fazla mal bulundurduğunu çok iyi bilmekteydi. Ensarların maddi ve manevi yardımları sayesinde Medine’de huzur içinde yaşamakta olan Hz. Muhammed ve onun sevgili sahabeleri, düşmanlarına maddi zarar vermek ve kazançlarını artırarak İslam hareketini çok daha güçlü bir hale getirmek istiyorlardı.

Mekkeli zenginlere ait olan bir kervanın, Ebu Süfyan’ın koruması altında Medine’ye ilerlemekte olduğunu ilk öğrenenlerden biri de Hz. Muhammed olmuştu. Medine üzerinden geçip Suriye’ye ulaşacak olan kervan, Müslümanların başlıca bir tartışma konusu haline gelmişti. Hz. Muhammed, sahabeler ve Medineli bazı Müslüman kişiler bir araya gelmişlerdi… Ulaşılan ortak karar ise, Mekkeli müşriklere ait olan bu kervanın Suriye yolundan dönerken yağmalanması olmuştu. Hz. Muhammed de bu kararı onaylamış ve “cihat” ibadetine katılmaları için çevresindeki tüm sahabeleri ve Medineli Ensarları bu savaş için hazırlanmaya davet etmişti.

Bu saldırı kararının alınmasında etkili olan bir diğer önemli sebep ise, Mekke kervanının oldukça savunmasız halde olmasıdır. Yani Hz. Muhammed ve onun çevresindeki tüm diğer Müslümanlar altın, gümüş, ipek, baharat, et ve tahıl ürünlerini elde etmek için kendilerinden daha güçsüz bir gruba saldırma kararı almışlardır. Saldırı için ise en uygun zamanın, kervanın Suriye’de alışveriş yaptıktan sonra Mekke’ye döndüğü zaman olduğu düşünülmüştür. Bu halde yapılması gereken, Suriye’ye ulaşmış olan Mekke kervanının geri dönerken geçeceği Bedir Kasabası’nda pusu kurmak olmuştur.

 BEDİR SAVAŞI KONUSUNDA ÖNEMLİ BİR DETAY

Hz. Muhammed’in bu savaşta mallarını ganimet olarak alacağı Mekkeli müşriklerin çok büyük bir bölümü, onun öz be öz akrabaları olan Kureyş kabilesinden tüccarlardır. Hz. Muhammed’in amcaları gibi Kureyş kabilesinden bazı zenginler ise kısa bir süreliğine de olsa, Medine hicretinden önce Müslümanları himaye etmişlerdir…

İSLAM ORDUSU HAZIR: SAVAŞ ALANINA DOĞRU

Hz. Muhammed, Suriye’den dönmekte olan Mekke kervanına saldırmak için ordusuyla beraber Bedir bölgesine doğru hareket etmeden hemen önce, geride kalan Müslümanların idare edilmesi için kendi yerine bir sahabeyi tayin etmişti: Abdullah bin Ümmü Mektum.

Ordusunun başına geçerek üç tane sancaktar yani komutan seçmişti. Bu sancaktarlar; Ali bin Ebu Talib, Musab bin Umeyr ve Sad bin Muaz adlı sahabelerdi. Tamı tamına iki yüz otuz dört ensar ve yetmiş bir muhacir Müslümandan meydana gelen İslam ordusu Bedir bölgesine doğru ilerliyordu.

MEKKELİ MÜŞRİKLERİN KORKUSU VE ALDIKLARI TEDBİRLER

Hz. Muhammed ve onun yanında savaşa katılan Müslümanlardan canlarını ve mallarını korumak isteyen Mekkeli müşrikler, hiç beklemedikleri bir saldırıya uğramak üzere olduklarını anlayarak korkuya kapılmışlardı. Bunun üzerine bir çare bulması gerektiğini anlayan kervan lideri Ebu Süfyan, çok sevdiği bir dostunu Mekke’ye göndererek şehrin ve müşriklerin yöneticisi olan Ebu Cehil’e haber göndermişti. Ebu Cehil, acele bir şekilde 1000 kişilik bir ordu toplamıştı. (Bu sayının 1000 olduğunu İslam kaynaklarından öğreniyoruz.)

Mallarının yağmalanacağını ve tüccar akrabalarının öldürülmek üzere olduğunu duyan Mekkeli zengin müşrikler, bu ordunun toplanması için çok büyük yardımlarda bulunmuşlardı. Çünkü hiçbir tüccar, yatırım yapmış olduğu bir kervanın soyulmasını istemiyordu…

Mekkeli zengin tüccarların akrabalarından ya da bizzat kendilerinden oluşan bu ordu, Hz. Muhammed’i ve yanındaki dostlarını mağlup etmeye yemin ederek Mekke’den çıkmışlardı. Akrabalarının mallarını, canlarını ve altınlarını korumak istiyorlardı.

 

BEDİR KASABASINDA ORDULARIN BİRBİRLERİYLE KARŞILAŞMASI VE SAVAŞ

Askerlerinin sayısının bin ya da binden fazla olduğu, İslam kaynaklarından öğrenilen Mekkeli müşrikler bir tarafta; toplam üç yüz beş askerle bölgeye gelmiş olan İslam ordusu ise diğer bir tarafta dinlenerek birbirlerinden habersiz bir halde Bedir kasabasında bulunuyorlardı. İki ordunun da hiçbir askeri, gözcüsü, akıncısı ya da komutanı, düşman ordusunun hemen diplerinde olduğunu düşünmüyordu.

Bedir kasabasındaki kuyular ise Mekkeli müşriklerin susuz kalması için Müslümanlar tarafından kumlarla ve büyük taşlarla doldurulmuştu. Su taşımak için kuyuların olduğu tarafa gelen iki tane Mekkeli köle, orada bulunan birkaç Müslüman tarafından hemen yakalanarak Hz. Muhammed’in huzuruna çıkarılmıştı. Düşmanların çok ama çok yakında olduğunu ancak o zaman anlayan Hz. Muhammed doğal olarak bir telaşa düşmüştü.

Ammar bin Yasir ve Abdullah bin Mesud adlı iki sahabenin acilen bir keşfe çıkması için yanındaki sancaktarlarına emir vermişti. Bunun üzerine keşfe çıkan iki sahabe, Ebu Cehil ve ordusunun çok yakında olduğunu görerek geri dönmüşlerdi.

Hz. Muhammed, elde etmek istediği kervan mallarını savaşsız bir biçimde teslim almak istiyordu. Bunun için, cesareti ve gücüyle tanınan Ömer bin Hattab’ı yanına çağırttı. Ömer bin Hattab, Hz. Muhammed tarafından elçi olarak Ebu Cehil’in yanına gönderildi.

Geri çekilmeleri ve tüm mallarını teslim etmeleri istenen müşrikler, bu teklifi kesin bir biçimde yok saydılar. Mekkeli tüccarlara ait olan malları geride bırakmamakta kararlıydılar.

Sonunda ise Bedir kasabasında savaşacak olan iki ordu karşı karşıya gelmişti. Cahiliye döneminden beri devam eden bir adetin devamı olarak her iki ordudan da birer savaşçı öne çıkıp bire bir mücadele edecekti. Hz. Muhammed bu cahiliye uygulamasına karşı çıkmadı ve Hamza bin Abdülmuttalib’e, meydana çıkmasını emretti… Ebu Cehil ise en güvendiği askerlerinden birisi olan Esved bin Abdül Essed el Mahzumi’yi meydana çıkardı.

Hamza bin Abdülmuttalip, fazla uzun sürmeyen bir mücadeleden sonra düşmanının öldürmeyi başardı. Bu bire bir mücadele adeti devam ediyordu; ölen askerin tarafından üç yeni asker meydana çıktı. Daha sonra da Müslümanlar içinden iki asker daha meydana çıkarak dostlarının yanında mücadeleye başladılar. Sonradan meydana çıkan iki Müslüman ise Ali bin Ebu Talib ile Ubeyde bin Haris’ti.

Üç müşrik askerin üçünü de öldüren Müslüman mücahitler, Mekkeli müşriklerin ordusuna doğru hücum etti ve savaş resmen başladı. Sabah veya öğle vakitlerinde başladığı rivayet edilen bu savaş, ikindi vakti sona erdi. Müslüman mücahitler böylece cihat ibadetini yerine getirmişlerdi. Birçok Mekkeli müşrik esir alınmıştı. Bu esir müşriklerden iki tanesi, İslam düşmanı oldukları söylenerek derhal öldürülmüştü. Bu esirler; Ukbe bin Ebu Muayt ile Nadir bin Haris’tir.

Geri kalan esirlere ne yapılması gerektiğine karar vermek için istişare eden Müslümanlardan Ömer bin Hattab, hepsinin de ölümü hak ettiğini söylüyordu. Ebubekir es-Sıddık ise onları öldürmek yerine para karşılığında serbest bırakmanın daha kazançlı olacağını söylemişti. Birçoğu zengin olan Mekkeli esir tüccarların para (fidye) yoluyla serbest bırakılması, Hz. Muhammed’e daha mantıklı bir yol olarak göründüğü için böyle yapılmıştı.

ZENGİN OLMAYAN MÜŞRİK ESİRLERİN SERBEST KALMASI İÇİN TEK BİR YOL VAR

Hz. Muhammed’e iman eden ilk kişilerin neredeyse tamamı fakir, kimsesiz ve en kısa sürede bir gelir kapısı bulmak isteyen insanlardı. Birçoğu okuma ve yazma bile bilmiyordu… Okuma ve yazma bilip de fidye olarak verecek kadar parası olmayan Mekkeli müşrikler, en az bir Müslüman’a okuma ve yazma öğreterek serbest kalabilmişlerdi.

Mekke kervanını korumak için ordusuyla beraber Bedir kasabasına gelen fakat başarısız olan Ebu Cehil, tüm saygınlığını kaybetmişti. Bundan dolayı Mekke müşriklerinin yöneticiliğine Ebu Süfyan getirilmişti…

Sonuç olarak ise, Bedir Savaşı’nı kendi istekleriyle başlatan İslam mücahitleri ibadetlerini yerine getirmiş ve “kafirlerin” mallarını ele geçirmişlerdi…

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 14 YORUM
  1. Cihat emir dedi ki:

    Ödevimde bulmak ıstediğim konuydu tsklr

  2. Sevil Kara dedi ki:

    Bilgilendirici bir yazi olmuş ellerinize saglik çok dogru bedir savaşi bir dönûm noktasidir.

  3. Taha dedi ki:

    Allahım yapandan razı olsun harika bir site güncel ve tarihi bilgiler takipte kalın derim.

  4. Yusuf665 dedi ki:

    Muazzam bilgiler her geçen gün buradan aldığım dini bilgiler ile öğrenmek kendimi geliştirmek gerçekten memmun bıraktı yapanın emeğine sağlık çok güzel site

  5. Velat dedi ki:

    Çok teşekkür ederim böyle dini yazılar paylaşıyorsunuz Allah razı olsun

  6. Arzu dedi ki:

    Konu hakkında aciklayici ve net bilgiler aldim.Emegi gecenlere cok teşekkürler

  7. Emre Yılmaz dedi ki:

    Kıymetli çok güzel bilgiler. Verilmiş iyiki girmişim bu siteye faydalı muhteşem bilgiler. Öğrendim. Yapanın emeğine yüreğine sağlık 👍

  8. Onur Telli dedi ki:

    Çok güzel konu olmuş ellerinize sağlık

    1. Florensia dedi ki:

      Ben yazıyı çok beğendim tarih e olan sevgime katkı sağladı diyebilirim 🙂

    2. Mert dedi ki:

      Gerçekten çok güzel ve açıklayıcı bir şekilde anlatılmış çok beğendim herkese tavsiye ediyorumm

  9. Mehmet Çelik dedi ki:

    Çok güzel bir aciklama olmuş. Bedir savaşı tarihta çok önemli yeri var. Bu konunun anlatmaniz cok iyi olmus. Eline saglik

  10. Cebrail dedi ki:

    Elinize sağlık bedir savaşını nefis bir şekilde anlatmis siniz başarılarınızın devamını dilerim

  11. Fatma özçelik dedi ki:

    Çok güzel konu olmuş ellerinize sağlık

  12. Büşra dedi ki:

    Tarihle ilgili konular her zaman ilgimi çekmiştir. Gerçekten çok başarılı bir yazı olmuş. Severek okudum. Emeğinize sağlık teşekkürler.