Son Dakika
Anasayfa / Dua / Dua Etmenin Önemi Ve Duadaki Sırlar

Dua Etmenin Önemi Ve Duadaki Sırlar

Dua Etmenin Önemi Ve Duadaki Sırlar

(Ey Muhammed!) kullarım sana benden sorarlarsa, (onlara de ki) şüphesiz ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edene muhakkak cevap veririm. (Kullarım) bana (itaat etsinler, emrime) icabet etsinler ve (Resullere bildirdiğim şekilde) bana iman etsinler. Ancak bu şekilde rüşte (hidayete) ulaşabilirler. Bakar suresinin 186. Ayetinde Allah-u Teala’nın bildirmiş olduğu gibi dua Allaha yakınlaşmanın en önemli aracıdır. Darda kaldığımız zaman sığınacak bir liman, korunacağımız bir kapı, bize yardım edebilecek birisini ararız. İşte bu anlarda bizim tek yardımcımız Allah (c.c) dır.

İnsan doğası gereğince her zaman birisine muhtaçtır. Korktuğu zamanlarda olsun, dara düştüğü zamanlarda olsun her zaman bir muhtaçiyet hisseder. Bu ihtiyacını ise Allah’a dua etmekle giderir. Genelde bu tür durumlarda yaptığımız bir ibadet olan dua aslında her an yapılmalıdır. Allah-u Teala “ Bana dua edin, size icabet edeyim” derken de biz kullarından her zaman dua istiyor. Kim Allahtan gelecek olan bir güzelliğe hayır diyebilir ki.

Dua etmek Allah ile kul arasındaki bir bağlantı gibidir. Adeta Allah ile konuşmaktır. İçini Allaha dökmektir. Derdini, tasasını sıkıntısını anlatmaktır. Dua etmek imanın en büyük göstergesidir.Her an dua eden kişinin aklından Allah asla çıkmaz. Böylece imanını her zaman güçlü ve diri bir şekilde ayakta tutar. İmanın göstergesi olduğu gibi, Peygamber efendimizin de dediği gibi ibadetin özüdür. Namaz kılarken Allaha dualar ederiz. Oruç tutarken Allaha dualar ederiz. Allahtan güzellikler isteriz. Allah-u Teala da Kur’an da belirttiği şekilde asla kulunu eli boş göndermez.

Günümüz insanına baktığımız zaman ise güzel olan tüm olayları kendisi yapmışçasına sahiplenip, tüm mülklerin sahibi olan Allah’ı unutuyor. Darda kaldığı zaman ise bir kısım insanlar suçu Allah’ta bulurken bir kısım insanlar ancak bu dar zamanlarda Allaha yöneliyor, Allahtan yardım diliyor. Ama yüce Allah kendi kapısına geleni eli boş göndermiyor ve kuluna bir yol nasip ediyor. Çevremize baktığımızda ise içinde iman olan insanlar güzellikler ile karşılaşınca, güzelliğin sahibini hatırlayıp ona şükür ve hamd ediyor. Zor zamanlarında ise yine bunun Allahtan geldiğini bilip, sabredip, dua etmeye devam ediyor. İşte o insanlar bu dünyada veya diğer dünyada ettikleri duanın mutlak bir şekilde karşılığını alacaklardır.

“Sizin duanız olmasa Rabbim size değer verir miydi ?” Şeklindeki, Furkan suresi 77. Ayette Allah-u Telala açık bir şekilde, Allahın kullarına verdiği değerin ölçüsü olarak duayı göstermektedir. Mevla’nın “Gel, ne olursan ol yine gel” sözünde çağırılan yer duadır. Her ne kabahat işlenirse işlensin, her ne suç yapılırsa yapılsın, Allahın kullarını mutlaka beklediğinin vurgulandığı çok güzel bir sözdür.

İnsan dua ettikçe rabbine yaklaşır, dua ettikçe Allah’ı aklında tutar ve hatırlar. Ölümü hatırlar ve ona uygun hareket eder. Ne kadar mal mülk sahibi olsa da asıl mülk sahibinin kim olduğunu bilir. Ne kadar güçlü olursa olsun, mutlaka Rabbine muhtaç olduğunu bilir. Bu şuurlar ile hareket ederek hem kendisine hem de çevresine yararlı işler yapar. İnsanları incitmekten uzak durur. Kendisinin ne kadar küçük ve aciz olduğunu hatırlayıp, böbürlenmekten kaçınır.

Peygamber efendimizin “ Allah bir kulun dua etmesine izin vermişse, mutlaka kabulünü de murad etmiştir.” Hadis-i Şerifi, her daim dua edilmesi gerektiğini, edilen duanın mutlak kabul olacağını işaret eder. Biz Müslümanlarda duanın sırrına nail olabilmek için, İslam şuuru ile hareket edebilmek için, güzel ameller işleyebilmek için, rabbimize dua etmeli ve ona şükür de bulunmalıyız.

Hakkında Admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TUTSELA Müslüman Dini Sitesi