ALTIN 497,72
DOLAR 8,2830
EURO 9,6718
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Gök Gürültülü

FIKIH NEDİR?

07.07.2020
167
A+
A-
FIKIH NEDİR?

Fıkıh, kelime anlamı olarak anlayış tarzı anlamına gelmektedir. Teorik anlamda ise İslam’da var olan kanunların teorik ve uygulamalı olarak çalışmalarını belirtmektedir. Başka bir deyişle İslam hukuku demektir. Fıkıh insanın Allah’a, kendine, ailesine ve topluma karşı sahip olduğu sorumluluklarını insan ilişkilerinin ahlaki ve hukuki yönlerini tümü ile kapsamaktadır.

Müslümanların Allah’ın indirdiğine, Kur’an içerisinde de var olduğuna inandıkları şeriatı kendilerine yöneltilen sorulara getirmeye çalıştıkları cevaplar yani fetva ve bu sorunlara yapmaya çalıştıkları yorumlar genişletilmiştir. Bu amaçla kural ve usuller saptanmaya çalışılmıştır. Fıkıh ile ilgilenen kişi fakih olarak adlandırılır.

Fıkıh ve Fakih Kelime Anlamları

Fıkıh sözcüğü Arapça kökeninden gelmektedir. Kur’an’da bir bilim gibi bahsedilmesinden çok ‘’konuşanın gayesini anlamak ve ince anlayış’’ anlamlarına gelecek şekilde kullanılmıştır. Fakih sözcüğü ise ‘’ bir şeyi iyi derecede bilen, iyi anlayış sahibi kimse’’ anlamına gelmektedir. Fakih kelimesinin anlamı da fıkıh kelimesiyle aynı oranda anlam değişikliğine uğrayarak günümüze kadar gelmiştir.

           Fıkıh alimleri insanların davranışlarından yola çıkarak farz, sünnet, vacip, mübah, mekruh, haram gibi terimler ortaya koymuşlardır. Fıkıhta fetva için kullanılan diğer terimler ise yani caizdir, uygundur anlamına gelen ve ya yecüzü caiz değildir, uygun değildir anlamlarına gelen kelimelerdir.

Peygamberimiz Hz. Muhammed sonrasında,  İslam’da dini kuralları belirlemek gayesiyle çalışmalara başlayan ulema,  o günün şartlarına göre eğer problem ya da sorun var ise çözüm olarak Şeriat kararlarının ortaya çıkartılması, ancak o konuda henüz bir karar verilmemişse de o konuda kararın verilmiş eski kararlar doğrultusunda verilmesi gibi kural koyma ve düzenleme çalışmaları yapılmıştır.

Fıkıh mezheplerinin ortaya çıkması ise önceden verilmiş kararların kanıtları ile birlikte bilinebilmesi ve bu kanıtlara yönelik yorumların yapılması sonucunda olmuştur. Şeriat kutsallık içerir ancak fıkıh kutsallık içermez. Farklı coğrafyalara ve farklı topluluklar arasında yayılır. Şeriatın da içerdiği ibadet ve cezalar hukuku gibi bazı konuları fıkıh da kapsamaktadır.

İslamiyet’in ilk dönemlerinde İslamiyet ile ilgili tüm çalışma ve polemikler fıkıh disiplini çerçevesinde yapılıyordu. Sonrasında 7. ve 8. yüzyıllar arasında sadece fiili konulara özel olarak İslam hukuku adında ayrı bir ilim haline dönüştü. Fıkıh, İslam hukuku deyişiyle ilk zamanda akla gelen dar anlam alanına göre daha kapsamlıdır. Fıkıh ve İslam hukuku aslında anlam olarak tamamen birbirini karşılamasa da, Batı’daki İslam üzerine yapılan çalışmaların sonucunda fıkıh yerine İslam hukuku tabiri de aynı anlama gelir niteliğinde kullanılmaya başlanmıştır.

Fıkıh Usulü

İslami kural ve yasaların teorik çalışmalar kısmını fıkıh usulü oluşturmaktadır. Fıkıh usulü kapsamında herhangi bir konu ile ilgili kaynakların neler olduğu veya neler olabileceği ile ilgili fikirlerin ortaya konması konusu ile ilgilenilmektedir. Aynı zamanda ayet ve hadislerin ortam, kapsam, istisna ve mutlakıyet gibi açılardan incelenmesi, çelişen kaynakların birbiriyle uyumlu hale getirilmesi gibi konuları da ilgi alanı içine almaktadır.

Fıkıh 4 temel kaynağa sahiptir. Bunlar: Kur’an, Hadis, İcma, Kıyastır. Bu 4 kaynak dışında fer’i adı verilen diğer kaynaklar vardır. Onlar ise şöyledir: istislah, istishab, istihsan, örf, şeriatü men kablena, mesalihi mürsele. Zamanında Osmanlı İmparatorluğu’nda uygulanmıştır. Daha sonra imparatorluk yıkıldığında ortaya çıkan İslam devletlerinde uygulanmaya başlanmıştır. Fakat uygulama noktasında İslam devletlerinde durumlara göre değişen ifadeler yayılmış ve süreklilik kazanmıştır. Bu olay ile ibadetler konusunda daha çok karşılaşılmaktadır. Örneğin; kurban kesme konusunda örnekleri bulunmaktadır. Bu konuda verilebilecek daha çok örnek vardır. Bu örneklerden bir diğeri ise tartışmaya kesinlikle kapalı olan, fıkıh tanımlarınca anlaşılması gayet açık olan haram ve farz gibi kavramların içeriği mezhepler özelinde değişkenlik göstermektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.