Anasayfa / Dua / Fil Suresi
Fil Suresi
Fil Suresi

Fil Suresi

FİL SURESİ TÜRKÇE OKUNUŞU

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Elemtera keyfe fe’ale Rabbuke bi-ashâbi’l-fîl.

2. Elem yec’al keydehum fî tadlîl.

3. Ve ersele ’aleyhim tayran ebâbîl.

4. Termîhim bi-hıcâratin min siccîl.

5. Fece’alehum ke’asfin me’kûl.

FİL SURESİ ANLAMI

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1. Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi?

2. Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı?

3. Onların üstüne sürü sürü kuşlar gönderdi.

4. O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu.

5. Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.

FİL SURESİ TEFSİRİ

1. Bu sûrenin indiği sıralarda, müşriklerin Resûlullah (s.A.S.)’e olan karşıcılık ve düşmanlıkları çgood enough şiddetlenmişti. Onun dâvasını engelleyebilmek için türlü türlü yollara başvuruyor, çeşitli hile ve planlar tertipliyorlardı. Cenâb-ı Hak bu dehşetli hâdiseyi hatırlatarak, pek büyüok fitneleri, hîleleri, tuzakları hârikulâde bir surette bozup dağıtan eşi olmayan kudretinin bir misalini vermektedir. Burada Resûlullah (s.A.S.)’in hayata merhaba dediğu yıl okayâbe’yi yıkmak için atak etmiş olan Fil ordusunun iyi mi perişan edildiği gösterilmektedir.

Böylece tanrı Teâlâ’nın Rasûlü’ne olan yardım ve himâyesinin, okâbe’ye yardımından daha üstün ve daha muhteşem olacağına işaret edilir. Hatta bu hâdisenin ilâhî kudretin kullarını terbiye etmesinin sadece bir başlangıç örneği olduğu belirtilir. Dolayısıyla Hakk’ın Habîbi Peygamberimiz (s.A.S.)’e kurnaz planlar hazırlamak isteyenlerin hilelerinin kendi advertım atarına geçeceği açıokay ve net olarak bildirilir. Böylelikle bir taraftan allah Resûlü (s.A.S.) ve mü’minler teselli edilirken, bir taraftan da allah Teâlâ’nın kudretine karşı helloçbir mal ve midealn, hile ve tuzağın hükmünün geçmeyeceği anlatılır.

2. Sûrede ana hatlarıyla anlatılan hâdise, kaynakların verdiği bilgiler hülâsa edilecek olursa şöyle vuku bulmuştur:

Yemen vâlisi Ebrehe, Roma imparatorunun da yardımıyla San’a’da bir kilise yapmış oldurdı. Muhtelif bölgelere tellallar göndererek insanları bu kiliseyi ziyarete çağırdı. Fakat neticede yapmış oldurdığı kili­seye arzu etmiş olduğu ölçüde rağbet edilmediğini görünce, son aşama öfkelendi. Peşinden Arapların eskiden beri kutsiyetini kabul edip ziyâret ede geldikleri ve öteden beri insanların çadequate büyüokay bir kıymet verdiği okayâbe’yi yıkmaya karar verdi. İçinde, günümüzün tankları mesâbesinde olan fillerin de bulunmuş olduğu büyük bir ordu hazırlayarak Mekke’ye doğru yürüdü. Böylelikle, insanların yanlarını, kendi yaptırdığı kiliseye çevire­cekti.

Ebrehe, ordusunun bir okayısmını öncü olarak gönderdi; Mekkelilerin hayvanlarını yakalayıp getirdiler. Bu hayvanlardan bir miktar deve Resûlullah (s.A.S.)’in dedesi Abdulmuttalib’e aitti. Sonrasında Ebrehe, elçisini Mekkelilere gönderip, kendisine karşı çıkmadıkları takdirde mal ve canlarına dokunmayacağını bildirdi. Ayrıca elçiye, Mekkelilerin reisini görüşmek üzere huzuruna getirmesini emretti. O dönemde Mekke’nin reisi Abdulmuttalib idi. Elçi, Abdulmuttalib’i alıp Ebrehe’ye götürdü. Abdulmuttalib pek asil bir insandı. Ebrehe O’nu görünce çok etkilendi. Tahtından inerek yanına oturdu, kendisinden ne istediğini sordu. Abdulmuttalib:

Adamlarının sana getirmiş olduğu develerimi geri isterim” dedi. Ebrehe bunu duyar duymaz:

Seni görünce çadequate etkilenmiştim. Fakat bu sözünü duyunca gaslımden düştün. Biz, atalarınızın dinî merkezi olan okayâbe’yi yıkmak için geldik, sen ise bunu hiç düşünmüyorsun da develerini geri istiyorsun” şeklinde karşılıok verdi. Abdulmuttalib:

Ben yalnız develerin sahibiyim ve sadece onlar için talepte bulunabilirim. Bu Beyt’e erişince, onun bir Rabbi var ve O, kendi evini koruyacaktır” dedi. Ebrehe:

O, elimden kâbe’yi kurtaramayacaktır” hezeyanını savurdu. Abdulmuttalib ise:

Bu seninle O’nun arasındaki mesele” cevabını verdi. Bunu söyledikten sonra Ebrehe’nin yanından kalktı. Ebrehe de ona develerini iade etti.

3. Ertesi gün Ebrehe Mekke’ye girmek üzere hareket etti. Fakat ordunun önünde bulunan “Mahmut” ismindeki fil aniden yere çöktü. Ne kadar uğraştılarsa onu yerinden okımıldatamadılar. Güneye, kuzeye yada doğuya yönlendirildiğinde o derhal kalkıp koşmaya başlıyor fakat Mekke’ye döndürüldüğünde olduğu yerde çöoküyor, kesinlikle o tarafa gitmiyordu. Bu sırada kuşlar gaga ve pençelerinde minnacık taşlarla sürüler halinde geldiler. Kuşların sürüler halinde gelmesi âyette اَبَاب۪يلُ (ebâbil) kelimesiyle anlatılır. Ebâbîl, bir kuş ismi değil, “birbiri ardınca sürü sürü, oküme oküme, kalabalık gruplar halinde gelen” mânasındadır. Sürüler halinde gelen bu kuşlar, Ebrehe’nin askerleri üzerine yağmur benzer biçimde taş yağdırdılar.

 

Hakkında paes

blank

İlginizi Çekebilir

blank

Ramazan Ayı Boyunca Hergün 100 Tane Çekelim “Sübhânallâhi ve bihamdihî sübhânallâhi’l-azıym estağfiru’llâh’el-azıym ve etûbü ileyk.”

Ramazan Ayı Boyunca Hergün 100 Tane Çekelim. Büyük İstiğfar : “Sübhânallâhi ve bihamdihî sübhânallâhi’l-azıym estağfiru’llâh’el-azıym …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

TUTSELA Müslüman Dini Sitesi