Son Dakika

Habil

Soru Detayı

Maide 5/29: “Ben diliyorum ki sen hem benim günahımı hem de kendi günahını yüklenesin, cehennemliklerden olasın! Zalimlerin cezası işte budur.”
– Neden Habil kardeşinin cehennemde yanmasını istiyor, yani neden onun affedilmesini istemiyor?

Cevap
Değerli kardeşimiz,

Evet, sizin de ifade ettiğiniz gibi, insan kendisinin Allah’a isyan etmesini istemediği gibi, başkasının da Allah’a isyan etmesini istememesi gerekir.

O halde Hâbil niçin, “Şüphesiz dilerim ki sen kendi günahınla birlikte, benim günahımı da yüklenesin.” demiştir?

Aynı soruyu soran Razi, buna birkaç açıdan cevap verir:

1) Esasen bu söz, öldürülen Hâbil’in, katil Kabil tarafından öldürüleceğini anladığı zaman söylenmiştir. Demek ki, bu ifade, katilin öldürme işim yapmasından önce söylenmiştir. Sanki, Hâbil, Kabil’e nasihatte bulunarak, “Eğer sen bu nasihate rağmen, bu büyük günahı işlemekten vazgeçmezsen, mutlaka beni öldürmek için, habersiz olduğum ve kendimi sana karşı müdafaa edemeyeceğim bir anımı gözetlersin. İşte bu durumda da beni öldürmene karşılık kendimi müdafaa etmem, ancak sen beni öldürmeden önce, benim seni öldürmem ile olabilir. Bu da sırf zanna dayanır. Bu ise, benim tarafımdan işlenmiş büyük bir günah olur. Bu duruma göre, iş, bu günahı işleyenin sen veya ben olması ihtimali içinde olunca, ben bu büyük günahın kendim için değil, senin için tahakkuk etmesini isterim.” demek istemiştir.

İste böyle bir hâl ve şart içinde, günahın başkasından sadır olmasını istemek haram değil, aksine itaat ve ihlasın kendisidir.

2) Bu ifade “Ben, beni öldürme günahının cezasını yüklenmeni istiyorum” demektir. Mazlumun, Allah’tan kendisine zulmedeni cezalandırmasını dilemesinin caiz olduğunda şüphe yoktur.

3) Rivayet olunduğuna göre zalim olan, kıyamet günü hasmını (zulmettiği kimseyi) razı edecek bir şey bulamadığı zaman, mazlumun günahlarından bir kısmı alınır, zalime yüklenir.

İşte buna göre, “Ben, bir yandan, kıyamet gününde beni razı edecek bir şey bulamadığın zaman, benim günahımı, diğer taraftan da beni öldürme günahını yüklenmeni isterim.” denilebilir. (Razi, ilgili ayetin tefsiri)

Bu kısa açıklamadan sonra, konunun detayına gelince:

Önceki ayette Habil’in Allah’tan korktuğu için kardeşini öldürme teşebbüsünde bulunmadığı bildirilirken, burada ikinci bir sebep olarak kardeşinin her ikisinin günahını yüklenerek cehenneme gitmesini istediği anlaşılmaktadır.

Oysa Kur’an-ı Kerîm’in bildirdiğine göre hiç kimse bir başkasının günahından sorumlu tutulmaz. (bk. İsrâ 17/15)

– O halde katil maktulün günahını neden yüklensin?

Müfessirler, “Bundan maksat ‘Benim işlediğim günahı senin yüklenmeni istiyorum’ demek değildir; maksat, ‘Senin diğer günahlarınla birlikte beni öldürmenin günahını da yüklenerek cehennemliklerden olmanı istiyorum.’ demektir.” şeklinde yorumlamışlardır.

Esasen dindar ve takva sahibi bir kimse ne kendisinin ne de başkasının Allah’a isyan etmesini, sonuçta cehennemde yanmasını ister.

Nitekim Hâbil’in kesin ve kararlı bir üslûp kullanarak kardeşini bu büyük günahtan sakındırmaya çalıştığı anlaşılmaktadır.

Buradan hareketle ayeti, “Kıyamette beni razı edecek bir şey bulamadığın takdirde, benim günahımı ve beni öldürmenin günahını yüklenmeni istiyorum.” şeklinde yorumlayanlar da olmuştur (Râzî, XI, 207).

Çünkü Hz. Peygamber (asm)’den rivayet edilen bir hadise göre kıyamet gününde, zalimin mazlumu razı edecek bir sevabı, iyiliği bulunamazsa mazlumun günahlarından alınır, zalime yüklenir.(bk. Buhârî, Mezâlim, 10)

Kardeşinin bu nasihatleri katilde bir tereddüt meydana getirmiş olmakla birlikte sonucu etkilememiş, kıskançlık duyguları o derece kabarmış ki kardeşinin yaptığı nasihatleri adeta işitmez hale gelmiştir.

Nefsi onu kardeşini öldürmek gibi korkunç bir cinayete itmiş ve bundan başka hiçbir şey onun nefsânî duygularını tatmin etmemiştir.

Sonuçta kardeşini öldürerek hem dünyada hem de ahirette hüsrana uğrayanlardan olmuş, yeryüzünde ilk defa cana kıyma ve cinayet çığırını açan kimse olduğu için kendisinden sonra gelenlerin işledikleri cinayetlerin günahına da ortak olmuştur.

Hz. Peygamber (asm) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:

“Haksız yere öldürülen hiçbir kimse yoktur ki, onun kanından Âdem’in ilk oğluna bir pay ayrılmasın. Çünkü cinayeti âdet edenlerin ilki odur.” (Buhârî, Cenâiz, 33; Enbiyâ, 1; Diyât, 2; Müsned, I, 383, 430, 433; bk. Diyanet, Kuran Yolu, ilgili ayetin meali)

Hakkında Admin

İlginizi Çekebilir

Sevap Nedir? Kuranı Kerim’de Sevap Kavramının Anlamı

Sevap Nedir? Kuranı Kerim’de Sevap Kavramının Anlamı Allahın emir ve buyruklarını yerine getiren kullarının, iyi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TUTSELA Müslüman Dini Sitesi