Son Dakika
Anasayfa / İslami Makaleler / İslamiyet’in Arabistan’ da Zuhur Etmesinin Hikmetleri

İslamiyet’in Arabistan’ da Zuhur Etmesinin Hikmetleri

İslamiyet’in Arabistan’ da Zuhur Etmesinin Hikmetleri

İslamiyet, ortaya çıktığı günden bugüne asla ve asla şekil değiştirmemiş, ilk günkü saf hatlarını en iyi koruyabilen ilahi dindir.

İslamiyet sadece belirli bir bölgedeki insanlara değil, bütün dünya insanlarına tebliğ olunan, tebliğ ve irşad vazifesi her kişinin boynuna sünnet olan; aynı zamanda ilahi kitabı olan Kur’an-ı Kerim’in de tek cümlesinde dahi tek bir düzeltme olmayan; peygamberi Muhammed Mustafa (SAV), insanlar dahil 18 bin aleme gönderilmiş son peygamberdir.

18 bin aleme sultan olan, meleklerin dahi önünde diz çöktüğü, Allah’ın sevgilisi Hz. Muhammed Aleyhisselam; doğduğu dönemden itibaren peygamberliğini açıkça tebliğ edeceği döneme kadar adeta Allah CC. Tarafından korunmaktaydı. Her türlü kötülükten korunarak yaşamıştır. Bundaki en önemli ilahi gaye peygamberliğini açıkça beyan ettiğinde insanların ona karşı kullanacakları bir kozunun olmaması ve diğer insanlara karşı kötülenebilecek bir yönünün olmaması sebebi ile şeklen de İslamiyeti davet edecek olmasıydı.

Böylesine nurlu, peygamberlerin dahi gelişini müjdelediği son peygamber Ahmed’ in zuhur edeceği yerin de elbetteki seçilmiş ve tebliğ-irşad vazifesine uygun bir atmosfer olması gerekliydi. Bu sebeple öncelikle o dönem Arap yarımadasına komşu olan milletleri,zihniyetlerini ve yaşantılarını iyi bilmek, bu şekilde dönemini koşulları içerisinde kıyas etmek mümkündür. Tabi, Arapların da o dönemde ne şekilde hayat sürdüğü ayrıca incelenmesi gereken bir konudur.

1. Arap Yarımadası, Komşuları Cihediyle En Uygun Sosyal Yapıya Sahipti.

İslamiyet’ in doğuşundan evvel Araplar’ a komşu 2 büyük güç vardı. Birincisi Bizans İmparatorluğu diğeri ise İran idi. Ikisine de bakıldığında sapkınlıklardan, dinsizlikten başka seçilebilecek önemli bir görüntü yoktu.

Bizans, seferi çıkıp toprağını ele geçirdiği her yere işgalci anlayışla ele geçirirdi. Ancak bu durumda çok fazla din çeşitliliğinin olması, hüküm sürdüğü topraklarda büyük yönetim güçlüğüne sebep olurdu. Bunun yanı sıra, başa her gelen imparator dini kendi isteklerince kurallara koyar,insanların da kendi koyduğu din kurallarına göre yaşamasını isterlerdi. Bu sebeple esasında gerçek manada din, ilahi emir, ilahi kitap anlayışı asla söz konusu değildi.

İran’ a bakıldığında ise, ateşe, havaya, suya tapma anlayışı yaygındı. En büyük sapkınlıkları ise iffetsizlik üzerine, inançlarında her kadınla beraber olmak serbestti. Kendi annesi,kardeşi,teyzesi,halası,kızı farketmeksizin bütün kadınlar beraber olunmak için vardı ve bu hayasızca davranış gittikleri her yerde uygulanıyordu.

Bu iki büyük güce bakıldığında; iffet, insanlık, edep, saygı, hürmet anlayışlarının ortaya çıkması dahi söz konusu değildi. Korkunç bir hayasızlığın hüküm sürdüğü bir coğrafyada ortaya çıkacak bir peygamberin Hak Peygamber olduğuna kimse inanmayacağı gibi, gerçek peygamber olduğu konusunda her türlü iftira atılabilecek bir çok faktör söz konusuydu.

Bu durum, İslamiyetin zuhurunun temiz bir diyarda ortaya çıkması açısından Arabistan’ ı yaşantısı ile daha ön plana çıkaran önemli sebepler olmuştur.

2. Arabistan Örf,Adetleri ve Cahiliye Dönemi

Bizans ve İranlılar’ da hal böyle iken; Araplar iffet ve haya konusunda çok daha içe kapalı,geleneklerine daha bağlı bir yaşantı sürmekteydi. Asya,Avrupa ve Afrika kıtaları arasında jeopolitik konumu açısından oldukça önemli bir yeri vardı.

 O döneme kadar kimsenin esiri olmamışlar, özgürlük ve sükunet içerisinde yaşamışlardır. Yaradılış fıtratından çok da uzaklaşmayan Araplar sözünün arkasında durma, cömertlik, doğruluk gibi konularda oldukça iyi bir duruşa bağlıydılar. Ancak her yönleri ifrat ve tefrit arasında olduğundan aşırlık söz konusuydu. En büyük sapkınlıkları ne yazıkki iffet konusundaki hassasiyetlerinden dolayı, kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeleriydi. Düzeltilmesi gereken en önemli hasletleri buydu.

 Yiğtlik denilince aslanlar gibi meydana atılmaları sebebi ile sülaleler arasında yıllar boyu süren kanlı kavgaları oluyordu. Bütün bu özellikler diğer yerlere bakıldığında zuhur bulacak bir dine zarar verecek nitelikte değil, o din ile doğruyu bulacak yanlışlar idi.

3. Mekke’ nin Yapısı

Mekke, Kur’an-ı Kerim’ de “ ziraat yapılmayan bir vadi” olarak tanımlanmıştır. Bu yapısı sebebi ile sadece ticaretle uğraşılmış ve işleri gereği uzak diyarlara açılabilen, farklı kültürden insanlarla iş ilişkisi kurabilen bir halk olmuşlardır. Bu özellikleri özellikle İslamiyetin tebliği noktasında çok büyük katkı sağlayacaktır.

 Bunun haricinde Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail’ de Mekke’de yaşamıştır. Kabe Mekkelilere bıraktıkları en önemli hatıra olmuştur. Mekke halkı ise bu emaneti gözü gibi korumuş ve kendilerini varis olarak görmüşlerdir. Her zaman bunun bilincinde İbrahim Peygambere layık bir halk olma gayesinde yaşamışlar ve kendi içlerinde olabildiğince her hatayı düzeltme eğilimine gitmişlerdir. Bu yönü ile de Mekke korunmuş şehir özelliği taşır.

4. İlahi İrade’ nin, Mekke’de Zuhuru

Allah C.C., Arapça’ yı ilahi dil olarak, ilahi kitabın dili seçmiş ve ilahi dilin tercümanı olarak belirlemiştir.

Arap dili, yapısı itibari ile her türlü vecizeli sözü layıkıyla aktarabilecek, dinleyende büyük etki bırakabilecek bir tınıya ve uyuma sahiptir. Yaklaşık 15 asır kadar uzun bir sürede asla dil formatını değiştirmemiş olması, ilahi bir dinin tercümesi olmasını ve her daim rahatlıkla anlaşılabilir olmasını kanıtlar.

Çünkü Allah, dönem farketmeksizin Kur’an-ı Kerim’ de bütün emirlerini istisnasız her kesin değişime uğramadan anlamasını emretmiştir. Bu nedenle Arapça İlahi İrade’ nin tercüme dili olmuştur. Mekke halkının evvelden beri korunmuşcasına sürdükleri hayatı, Arabistan’ın konumu ve sosyal yaşantısı ve aynı zamanda Arapça’ nın bu denli önemli bir değere sahip olması İslamiyetin Arabistan’da doğmasının en önemli hikmetlerinden olmuştur.

Hakkında Admin

İlginizi Çekebilir

Övmek ve Övünmek Ne Demektir? Neden İhtiyaç Duyulur

Övmek ve Övünmek Ne Demektir? Neden İhtiyaç Duyulur Bir şeyin en güzelini veya en doğrusunu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TUTSELA Müslüman Dini Sitesi