Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Az Bulutlu

İslamiyetin Doğuşu Öncesi Arap Yarımadası

12.06.2020
130
A+
A-
İslamiyetin Doğuşu Öncesi Arap Yarımadası

İslamiyetin doğuşu hakkında bilgilere bakıldığında önce islamiyet öncesi, sonra doğuşu diye kronolojik sıra bulunmaktadır. Tarih sırasına göre İslamiyetin doğuşunu inceleyelim.

İslamiyetin Doğuşu Öncesi Arap Yarımadası

Hak dinlerden olan Hristiyanlık ve Musevilik dinlerinin sonuncusu olarak gönderilen İslamiyet, Arap Yarımadası’nda doğmuştur. Arap Yarımadası Basra Körfezinin batısında,  Kızıldeniz’in doğusunda, Umman Denizi’nin kuzeyinde, Suriye ve Filistin’in ise güneyinde olan bir bölgedir. İslamiyet’in doğduğu dönemlerde, Ortadoğu’da söz sahibi olan devlet Bizans İmparatorluğu olup ardından ise güçlü bir devlet olarak Sasaniler gelmekteydi.

İslamiyet öncesindeki Arap Yarımadası’nda, insanların kimileri kendilerinin yaptıkları putlara tapıyor, kız çocuklarına hiç önem verilmediği gibi dahası diri diri toprağa gömüyorlardı. Bu nedenlerden dolayı o döneme Cahiliye Dönemi adı verilmiştir. Cahiliye dönemindeki yönetim tarzına baktığımızda, Arap Yarımadası’nın en değerli bölgelerinden Hicaz bölgesi, kabileler tarafından şehir devletleri şekliyle bir yönetimle idare edilmekteydi ve öncelerden beri kutsal bir ibadet mekanı olan Kabe putlarla doldurulmuştu. Bedeviler ve medeniler olarak iki ayrı halk tabasına ayrışmış olan Araplardan; Bedeviler çöllerde göçebe olarak yaşamakta, Medeniler ise şehir merkezlerinde yaşayıp tarım-hayvancılık gibi sektörlerle uğraşırlardı. Cahiliye döneminde Araplar arasında, haram aylarının dışında her daim savaş ortamı hakimdi.

Özetle İslamiyet öncesi Arap Yarımadası, adaletsizliğin, çıkar çatışmalarının, kötü yaşam tarzının ve savaş ortamının kol gezdiği; kadın ve kız çocuklarına hiçbir değerin verilmediği ve bir mal gibi alınıp satıldığı bir cahiliye bölgesiydi.

İslamiyetin Doğuşu

Hz. Muhammed (SAV), 571 yılında Mekke’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşta annesiz babasız kalmış, çocukluğu ve gençliğini dedesi Abdulmuttalip ile amcası Ebu Talip’in yanında büyüyerek geçirmiştir. Hz. Muhammed gençliğinde çobanlık ve ticaret işleriyle uğraşmış ve 25 yaşına geldiğinde Hz. Hatice ile evlenmiştir. Ahlakının güzelliği ve her daim güvenilir bir kişi oluşundan dolayı Hz. Muhammed’e, Muhammed’ül Emin de denilmekteydi. Hz. Muhammed 40 yaşına geldiğinde kimi zamanlar çıktığı Hira mağarasında, vahiy meleği olarak bilinen Cebrail tarafından kendisine ilk vahiy indirilmiştir. 610 yılında gerçekleşen bu olay sonrası peygamberlik görevinin başladığını anlamıştır. Peygamber efendimizin Allah’ın kulu ve elçisi olduğunu ilk söylediği ve kendilerini İslam’a davet ettiği ilk kişiler eşi Hz. Hatice, Hz. Ali, Zeyd, ve Hz. Ebubekir olmuştur. Bu kişiler peygamberimizin davetine uyarak Müslüman olan ilk kişilerdir.

Hz. Muhammed Mekke’de İslam’ı anlatarak gizlice yaymak adına çokça fedakârlıklara katlanmış, birçok sıkıntıya göğüs germiştir. Mekkeli müşriklerin İslam’dan duyduğu rahatsızlık peygamberimize zulüm etmelerine sebep olmuş, ardından 622 yılında Hz. Muhammed Medine’ye hicret etmiştir. Bu döneme kadar İslam’ın doğuşu Mekke’de gerçekleşmiş, gizli de olsa yayılmaya, ilgi görmeye başlamıştır. Medine’ye hicret edildiğinde Mekkeli müşriklerin baskılarından kurtulan Peygamberimiz ve diğer Müslümanlar daha açık ve rahat hareket etmeye başlamıştır. Hicret ile birlikte İslam devletinin temelleri atılmaya başlanmış ve İslam’ın yayılması kolaylaşmıştır. 622 yılında gerçekleşen hicret olayı, aynı zamanda hicri takvim sisteminde başlangıç olarak kabul edilen yıldır.

Müslümanlar ve Cahiliye Dönemi Arapları Arasındaki Savaşlar

Medine’den İslam’ın doğuşunu hızlandırmak ve yayılmasını arttırmak adına çalışmalara devam eden Hz. Muhammed ve Müslümanlar; Mekkeli müşrikler tarafından tehdit edilmeye devam etmiş ve bunun neticesinde Mekkeliler ile Müslümanlar arasında çeşitli savaşlar olmuştur. Bu savaşlardan biri olan Bedir Savaşı, 624 yılında gerçekleşen ve Müslümanların galibiyeti ile birlikte Hz. Muhammed’in bölgedeki otoritesinin ve güvenilirliğinin arttığı ilk savaştır.

Ardından 625 yılında Bedir mağlubiyetinin intikamını almak üzere kin güden Mekkeli müşrikler Uhut Savaşı’yla Müslümanlara saldırmış ve mağlup etmiş ancak söz konusu zaferden herhangi bir sonuç alınmamıştır.

Hendek Savaşı da İslam’ın doğuşu ve yayılması açısından önemli bir savaştır. 627 yılında gerçekleşmiştir. Müslümanları haritadan silmek adına son darbeyi vurmak isteyen Mekkeli müşrikler, bürük bir kuvvet toplamış ve Medine’ye saldırmıştır. Savaşın adının da oradan geldiği, Müslümanların Medine’nin önüne kazdığı hendekler sayesinde Mekkeli müşrikler savaşı kaybetmiştir. Hendek Savaşı, Mekkeli müşriklerin Müslümanları alt edemeyeceklerini anlamaya başladıkları ve Müslümanların varlığını tanıdıkları bir savaş olduğundan ötürü İslam tarihi açısından oldukça büyük öneme sahiptir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.