ALTIN 497,56
DOLAR 8,2875
EURO 9,6786
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Gök Gürültülü

Lut Kavmi Nedir? Tüm Detaylar

17.07.2020
85.552
A+
A-
Lut Kavmi Nedir? Tüm Detaylar

Lut kavmi hakkında bilgi edinmek isteyenlere öncelikle Lut Kavmi nedir, nerelerde yaşamıştır bunlar hakkında bilgi verelim. Daha sonrasında bu konuyu daha detaylı ele alacağız.

Lut Kavmi Nedir?

Lut Kavmi İslamiyete göre M.Ö. 1900 yıllarına kadar Hz. Lut liderliğinde egemenliğini sürdürmüş bir topluluktur. Kutsal kitaplarda birçok kez zikredilen bu topluluk, meşrulaştırılmış ahlaksızlıklarıyla ön plana çıkarılmıştır. Nitekim Kur’an-ı Kerimin çoğu yerinde lanetle bahsedilen bu kavim, bizlere ciddi manada örnek teşkil edecektir. Eski Ahitlerde önceki adının “Sodom” olduğu belirlenmiştir.

Lut Kavmi Nerede Yaşamıştır?

Yapılan çalışmalara göre Lut Kavminin, Kızıldeniz’in kuzeyinde bugünkü İsrail ile Ürdün arasında Lut Gölü yakınlarında yaşadığı belirlenmiştir. Sodom olarak da bilinen bu kavmin, Lut Gölü’nün 798 metre aşağısında yaşadığı ve burada şiddetli bir çöküntünün olması nedeniyle sular altında kaldığı Kurandaki ayetler ile sahih bir şekle bürünmüştür. Tevratta, Sodom’un başına gelen havadislerin hepsinin Kurandaki Lut olayı ile benzerlik göstermesi üzerine bu iki kavmin aslında aynı kavim olduğu ve aynı yerde yaşadığı belirlenmiştir.

Lût Kavmi Neden Helak Oldu?

Bütün dinlerin kutsal kitaplarına göre yasak olan fuhuş, eşcinsellik, lezbiyenlik gibi ahlaksızlıklar bu toplumda fazlasıyla baş göstermişti. Ve Allah Lut peygamberi bu kavmi uyarması için oraya göndermişti. Lakin bu ahlaksızlıkları normal bir şeymiş gibi karşılayan bu sapkın kavim, Allah’ın peygamberini dahi yalanlamaktan çekinmemişlerdi. O kadar ileriye gitmişlerdi ki kendi eşlerini başkalarına vermekten gururla bahseder olmuşlardı. Hatta dahada ileri giderek livâta yapmaya başlamışlar, yeni doğan çocuklarını da bu ahlaksızlıklar ile yetiştirmişler, karşı çıkanları yahut yapmak istemeyenleri öldürmüşlerdi.

Nitekim Kuranda bu olaydan şöyle bahsedilir: Lut, kavmine dedi ki: “Alemlerde, sizden önce hiç kimsenin yapmadığı ‘fahşayı’ (hayasızlığı) mı yapıyorsunuz? Gerçekten siz, kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz, ‘müsrif'(haddi aşan) bir kavimsiniz ( Araf suresi 80-84)”.

Bunun üzerine müsrif kavim şu cevabı verdi: “Bunları, yurdunuzdan sürüp çıkarın, muhakkak bunlar, temiz kalmak isteyen insanlardır.” demekten başkası olmadı (Araf suresi 80-84). Artık olaylar toplum içerisinde dahada çetrefilli bir hal almaya başlamıştı. Artık her peygamber gibi Lut peygamberinde işi çokça zorlaşmıştı. Zira Lut peygamber, kavmi içerisine çıkamaz olmuş, çıktığında ise ağır hakaretlere ve fiziksel şiddete maruz bırakılmıştı.

Lut peygamber, her ne yaptıysa da bu serkeşliği kavminden alamamıştı. Kavim her geçen gün bozuluyor, Lut (as)‘ın her sözüne karşı “Sürekli bahsettiğin azap nerededir ? ” gibi alaycı ifadeler takınıyordu. Nihayet Allah (cc), Lut peygamberin dualarını kabul etmişti ki beklenen gün gelecekti. Allah (cc), huzurunda Cebrail, Mikail ve İsrafil olduğu bahsedilen 3 kişiyi Lut peygamberin haberi dışında onun yanına belagat ettirdi. Lakin bu kişiler o kadar yakışıklıydılar ki sapkın kavmin dikkatini çekmişlerdi.

Lut’un eşi bu denli yakışıklı insanları görünce diğerlerine haber vermek için çıkmıştı. Haberi duyan bedbaht kavim, o insanları kendileri gibi yapmak amacıyla doğrudan Lut’un evine doğru gelmişlerdi. Lakin Lut misafirlerini vermemekte ısrarcıydı öyle ki misafirlerine zarar gelmemesi için kızlarını dahi o sapkın kavme vermeye razıydı.

Kur’an-ı Kerimde Bu Konuda Geçenler

İşte bu olay mukaddes kitabımız Kuran-ı Kerimde şöyle geçer:

  • Elçilerimiz Lut’a geldiği zaman, bundan hoşlanmadı, göğsü daraldı ve dedi ki: “Bu, zor bir gün.” ve (Lut’un) kavmi, (Lut’a) doğru koşarak geldi. Onlar, daha önceden kötülükler yapıyorlardı.
  • (Lut) dedi ki: “Ey kavmim, bunlar benim kızlarım, sizler için daha temizdir. Allah’tan korkun ve beni misafirlerim önünde küçük düşürmeyin. Sizin içinizde reşit(doğru düşünen) bir adam yok mudur?”
  • Dediler ki: “Şüphesiz sende biliyorsun ki, kızlarında bizim bir hakkımız yoktur. Gerçekte sen, bizim ne istediğimizi biliyorsun.”
  • (Lut) dedi ki: “Keşke size yetecek bir gücüm olsaydı veya sağlam bir yere dayanabilseydim.” (HUD SURESİ 74-83)

Peygamberin bu son sitemi artık nihai sona yaklaştıklarının işaretiydi. Nitekim evin çevresini saran kavim, Lut’u öldürmek istiyordu. Lakin artık vakti gelmişti ki o 3 genç kimliklerini Lut peygambere açıklamıştı.

Lut Peygamberin Şaşkınlığı

Kuranda: (Elçiler) dediler ki: “Ey Lut, biz Rabb’inin elçileriyiz. Onlar, elbette sana ulaşamazlar. Gecenin bir kısmında, ailenle birlikte yürü. Sizden bir kimse, dönüp geriye bakmasın. Ancak senin karın başka (o bakacak). Muhakkak, onlara isabet edecek olan, ona da isabet edecektir Onlara vaad olunan (azap), sabah vaktidir. Sabah vakti yakın değil midir?” şeklinde geçmektedir.

Lut peygamber işittikleri karşısında bir hayli şaşırmış, korkmuş ve kavmi için üzülmüştü. Lakin Allah’ın emrini yerine getirmesi gerekiyordu. Bunun üzerine 3 genç toprağı adeta bir sis bulutu haline getirerek sapkın kavmin yüzüne fırlattı. Bu, onların hem hafızasını hem de zarar verme duygularını harap edecekti. Bu olaydan sonra Lut peygamber ve ailesi güneş doğmadan şehirden çıkmaya başladı. Zira vaad edilen gün gelmişti.

Artık Lut, mutmain bir şekilde Lut Gölünün ardındaki sıra dağlara çıkmaya başlamıştı. Ailesini bir kere daha arkalarına bakmamaları hususunda uyaran Lut Peygamber, bir tek karısı tarafından dinlenmemişti. Zira o, Kuranda da bahsedildiği gibi azaba uğrayacak olanlardandı. Ve nihayet beklenen azap onların tepelerine iniyordu. Lut ve ailesi kaçarken karısı geriye dönüp baktı ve azap ona da hasıl oldu.

LUT PEYGAMBER GÖREVİNİ YERİNE GETİRİYOR

Kuranda: (Böylece) emrimiz geldiği zaman, oranın üstünü altına çevirdik ve üzerlerine arka arkaya (Ana Kitap’ta) yazılı taşlar yağdırdık. Bu helak taşları, Rabb’inin Katı’nda işaretlenmiştir ve bunlar zalimlerden uzak değildir. (HUD 74-83)

Bundan sonra sapkın kavim ortadan kalkmıştı. Ve Lut peygamber görevini yerine getirmişti. Bu olayları yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, birçok ayetlerinde geçirmiştir. Örneğin Hicr suresinin (57-77) ayetlerinde bu olaydan şöyle bahsedilir: Ömrüne andolsun ki, muhakkak onlar, sarhoşlukları içinde şaşkındılar.

  • Onları(Lut Kavmi’ni), doğu yönünden ‘sayha'(kuyruklu yıldız) yakaladı.
  • Arkasından, (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine, (Ana Kitap’ta) yazılı taşlar yağdırdık.
  •  Muhakkak bunda, ‘araştırıp, düşünenler için’ ayetler (deliller) vardır.
  •  Muhakkak (o kavmin yurdu), bir yol üstünde kalıcıdır.
  •  Şüphesiz bunda, iman edenler için ayetler(deliller) vardır. Şuara suresinin (160-175) ayetlerinde ise: (Bunun üzerine) onu ve ailesini toptan kurtardık.
  •  Ancak yaşlı bir kadın müstesna.
  •  Sonra, geride kalanları yerle bir ettik.
  •  Ve üzerlerine, bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
  •  Şüphesiz, bunda bir ayet(delil) vardır. Ancak onların çoğu iman etmiş değillerdir.
  •  Ve muhakkak, senin Rabb’in, Aziz(şerefli) ve Rahim(acıyan) dır. Buradaki yağmurdan kasıt, pişmiş taşlar ve topraklardır.

LUT GÖLÜ HAKKINDA BİLİNMEYENLER

Günümüz bilim insanlarının, Lut Gölü ve yakınlarındaki incelemelerini dikkate alarak Kurandaki bir ifadeyi açmakta fayda var diye düşündüm. Nitekim Kuranda şöyle bir ifade geçer: “Biz oranın altını üstüne çevirdik.”

Yapılan araştırmaları nazara alarak, bu ifadenin mecaz bir anlatım ile kullanılmadığına gerçek bir üslup ile anlatıldığına kanaat getirmiş olduk. Zira Lut Gölü yakınlarında birçok arkeolojik çalışmalar yapılmış ve bu kavmin burada yaşadığına dair izler ortaya çıkarılmıştır. Nitekim Lut Gölünün dibinde de araştırma yapacak herhangi bir teknoloji olmadığı için gölde araştırma yapmak şu an için imkansıza yakındır. Bununla beraber bu zamana kadar gölde kimsenin boğulmamış olması ve buranın tuzlu bir suya sahip olması söylediklerimizi biraz daha güçlendirmektedir.

Nitekim Tevrat‘ta; “Ve Rab, Sodom ve Gomorra üzerine, göklerden kükürt ve ateş yağdırdı. Ve o şehirleri, ve bütün havzayı, şehirlerde oturanların hepsini ve toprağın nebatını altüst etti.” (Tevrat, Tekvin 19: 23, 28) ifadesi yer alır. Kükürt ve ateş yağdırma olayı ise bölgenin jeolojik konumunun volkanik yapılarla birleştiğinden dolayıdır. Ki Allah (cc), buradaki ifadesiyle şehrin üzerine volkanik depremler yaptığına işaret etmiştir. İşte buradaki kükürt ve ateş zamanla denizin daha tuzlu hale gelmesini sağlayan en büyük etken olmuştur. Başka bir delil ise Lut Gölünün ardındaki dağlarda insan heykellerine rastlanmıştır.

Bu heykellerden, kiminin kadın kiminin ise erkek olduğu öne sürülmüştür. En dikkat çekicileri ise diğerlerinden farklı ve en belirgin olarak bir kadın heykelidir ki bu heykelin Lut peygamberin karısı olduğu düşünülmektedir. İşte inanmayanlar için Allah’ın (cc) sonsuz kudretidir bunlar ve bizlere her yarattıklarından örnek bırakmıştır. Zira Yüce Allah Kuranda şöyle bahseder: “Andolsun ki biz, size apaçık deliller, sizden önce gelip geçenlere ait örnekler ve çekinenlere öğütler indirdik.

LUT KAVMİ HAKKINDA SONUÇLAR

Bu olaylar hepimizi derinden etkileyecek olaylardır. Ne yazık ki geçmiş kavimlerin yaşadıklarını umursamadan Allah’ın bize şah damarımız kadar yakın olduğunu bilmeden türlü işlere kalkışıyoruz. Günümüze baktığımız zaman ise Lut Kavminden daha beter bir konumda olduğumuzu ve neden hala üzerimize bu denli felaketler yağmadığını düşünmemiz için hala vaktimizin olduğunu düşünenlerdenim. Her zamanda söylediğimiz gibi şüphesiz ki Ahiret vardır ve orada çetin bir sorgu olacaktır. Allah, bizleri amel defterlerinin verileceği o günde cennetine misafir olmayı nasip eylesin.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.