Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Az Bulutlu

ORUÇLUNUN SEVİNECEĞİ İKİ FERAHLIK

18.05.2018
7
A+
A-
ORUÇLUNUN SEVİNECEĞİ İKİ FERAHLIK

Cenâb-ı Hakk, oruca olan rağbeti beyânın yanında ona vereceği mükâfat ve karşılığı, beşerin oruca olan rağbetini te’mîn zımnında saklı tutmuştur. Tıpkı bir müsâbakada câzibeyi artırmak için saklı tutulan çok büyük bir mükâfat gibi…

Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi ve sellem-, şöyle buyurdular:

“Oruçlunun sevineceği iki ferâhlık vardır:

1. İftâr ettiği zaman (Cenâb-ı Hakk’ın nîmetlerine kavuştuğu için) sevinir.

2. Rabbine kavuştuğunda da orucu berekâtıyla nâil olduğu yüksek derece için sevinir.” (Buhârî)

Görüldüğü üzere Cenâb-ı Hakk, oruca olan rağbeti beyânın yanında ona vereceği mükâfat ve karşılığı, beşerin oruca olan rağbetini te’mîn zımnında saklı tutmuştur. Tıpkı bir müsâbakada câzibeyi artırmak için saklı tutulan çok büyük bir mükâfat gibi…

ORUÇ, BİZE NEYİ KAZANDIRIR?

Oruç, nîmetlerin kadrini bildiren, şükrân hisleri uyandıran, yoksulların, çâresizlerin hâlinden anlama şuûru veren, nefsânî arzu ve temâyülleri bertaraf eden, maddenin esâretinden kurtarıp “sabır” denilen en yüksek ahlâkî bir meziyyete eriştiren bir ibâdettir.

Ramazan-ı Şerîf orucu, terâvih namazı, sahur ve seher uyanıklığı bakımından çok mühimdir. Hadîs-i şerîfde buyurulur:

“Allâh –celle celâlühû-, size Ramazan-ı Şerîf orucunu farz kılmıştır. Ben de gece namazını, terâvihi sünnet kıldım. Eğer bir kimse îmânlı bir yürekle ve sevabına ermek emeli ile Ramazan-ı Şerîf orucunu tutar, terâvih namazını kılarsa, anadan doğduğu gibi günâhlarından kurtulur.”

RAMAZAN’IN HAKİKATİNE ERENLER

Hâli ile oruç ve namazın îfâsının kabûlünde kalbin seviye kazanması, yâni “huşû” şarttır. Namazlar, sür’atli kılınarak bir hazım vâsıtası olmamalıdır.

Ramazan-ı Şerîf’in hakîkatine erebilmek için o mevsime mahsûs olan gufrân yağmurlarından istifâde zarûrîdir. Zîrâ taşa veya denize yağan nisan yağmurunun hiçbir fâidesi yoktur. Ancak takvâ neş’esiyle bu şükrân ve gufrân faslının tadını çıkarabiliriz.

Allâh Rasûlü –sallâllâhu aleyhi ve sellem– buyurur:

“Ramazan ayı girdiği zaman cennet kapıları açılır; cehennem kapıları kilitlenir; şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Müslim)

Yâni beşerî suçlar ve günâhlar, gerçek oruç tutanlarda en asgarî bir seviyeye iner. Şeytanın şerri de biter. Ancak nefsin şerrine dikkatli olmak gerekir…

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.